MOBİL MENÜ

Makro Besin Maddeleri - Demir

VAİSER TARIM TEKNOLOJİLERİ

 

Demir bitkilerde enzim aktivitesi ve klorofil sentezi için gereklidir. Bitkilerin yeni büyümekte olan genç kısımları için esas teşkil eder. Toprakta hemen hemen her zaman demir vardır fakat bitkilerin alamayacağı formda olabilir. Demir yıkanmayla kaybolur ve toprağın alt tabakalarında tutunurlar.

Toprakta kalsiyumun fazla olduğu ortamlarda toprak pH’sı yüksektir. Yüksek pH ortamlarında (Alkali ortamlar) demir bitkilerin alamayacağı forma dönüşür. Yani pH 7,2 ile 8,3 arasında iken bitkiler demirden yararlanamazlar. Toprak alkali olduğu zaman belkide demir minerali çoktur fakat bitkiler tarafından alınamamaktadır.

Toprak pH’sı toprağın ana materyalinin (ana kaya) etkisi altında oluşmaktadır. Baz (alkali) ana kayadan oluşan topraklarda asit ihtiva eden kayalardan oluşan topraklara göre yüksek pH bulunur. Ayrıca yağışlar toprağın pH sını etkiler. Toprağın içinden geçen su topraktaki kalsiyum ve magnezyum gibi baz elementleri yıkamaktadır ve alüminyum ve demir gibi asitli elementlerle yer değiştirmektedir. Bu sebepten dolayı yüksek yağış alan yerlerde oluşan topraklar kurak ve yarı kurak yerlerde oluşan topraklardan daha asit karakterlidirler.

Amonyum veya üre ihtiva eden gübreler ve organik maddelerin toprak içinde parçalanmaları da ayrıca topraktaki asitliliği artırmaktadır. Asitliliğin yüksek olduğu topraklarda Alüminyum ve Manganez bitkiler tarafından daha fazla alınabilecek hale gelir ve daha fazla toksik ekti yapacak hale gelir. Uzun süre işlenmemiş havasız kalmış aşırı sulama ve taban suyunun yakın olduğu topraklarda bitkilerin demirden yararlanması azalmaktadır.

Toprakta bulunan ağır metallerde demir eksikliğine neden olmaktadır. Bikarbonat iyonları, yüksek fosfor, manganez, çinko veya bakır düzeyide demirin harekeliliğini azaltmakta ve demir alımını engellemektedir.

Yüksek pH olan topraklarda demir oksijen, hidroksit ve karbonat iyonlarının eşliğinde katı formlara dönüşür. Bu demir formları suda erimez ve bitki kökleri tarafından alınamaz. Böyle bir demir formu toprak şartları değişmedikçe devamlı olarak bağlı kalacaktır. Bu durum küflü çivi ve demir talaşlarının demir noksanlığını düzeltmediğini anlatmaktadır. Bu maddeler tarafından toprağa bırakılan demir anında katı forma dönüşür ve bitkiler tarafından yararlanılmaz.

Demir noksanlığından oluşan kloroz toprak ısısı ve plastik malçlama, toprağın sıkışık oluşu ve su ile doymuş olması gibi toprak içindeki havalandırmayı sınırlayan şartlar altında ağırlaşmaktadır Üst toprağın erozyonla taşınması veya sulama amaçlı yâda çeşitli inşaat vs gibi hafriyat çalışmaları gibi işlemler sonucunda üst toprağın alınarak yerine kireçle zengin olan toprakla değiştirildiği zaman dahada şiddetlidir.

Sulama ve Demir Noksanlığı İlişkisi

Birçok bölgelerde ağır kış yağışları büyüme mevsiminin başında meyve bahçelerindeki topraklarda normalden daha fazla nem varlığıyla sonuçlanır. Sonuçta birçok ağaç hatta meyve bahçesinin tamamı yazın başlangıcında demir noksanlığı belirtileri gösterir.

Su Geçirgenliğinin az olduğu sıkışmış ve havalanmanın az olduğu oksijenden yoksun topraklarda köklerin ve topraktaki mikroorganizmaların faaliyetleri sonucunda karbondioksit (CO2) birikimi olur ve karbondioksit kirecin çözünülürlüğünü artırarak bikarbonat (HCO3-) oluşumuyla sonuçlanır ve buda demir alımını ve demirin hareketliliğini azaltır. Çünkü HCO3- nin oluşumu için yüksek düzeyde CO2’ye gerek duyulur.

Demir noksanlığı sorununu gidermenin en iyi yolu iyi bir sulama ve pH yönetimiyle mümkündür. Ağır kış yağışlarından ve ilkbaharda yapılan sulamalardan kaynaklanan aşırı toprak nemliliği geçici demir noksanlıklarının sebebidir. Eğer her ilkbaharda aşırı sulama yapılırsa kronik demir noksanlığı görülür ve üretim engellenir.

Demir Noksanlığı (Kloroz):

Bitkilerde demir noksanlığı çok yaygındır. Başlangıçta belirtiler çok genç yapraklarda yeşil rengin kaybıdır. Damarların aralarındaki dokular soluk yeşil, sarı hatta beyaz olurken, damarların kendisi koyu yeşildir. Yeni yapraklar tamamen renkten yoksun olarak çıkarlar, fakat damarlar daha sonra koyu yeşile dönerler. Demir noksanlığının tanınması oldukça kolaydır. En ince damarlar dahi yeşil kalarak damarlar arasındaki renk tamamen sarıya dönerler. Şiddetli noksanlıklarda damarlarda sararabilir. Demir noksanlığından kaynaklanan kloroz aşağıdaki gibi değişik şiddetlerde görülebilir.

Hafif kloroz (sarılık):Yeni çıkan yapraklarda damarlar normal görünümündeyken damar araları soluk yeşil veya sarımsı yeşildir.
Orta Düzeyde kloroz (Sarılık): Yeni çıkan yapraklarda damar araları oldukça sarıdır.
Şiddetli kloroz (Sarılık): Yeni çıkan yapraklar sarıdan fildişine kadar değişen renklerdedir. Damarlar yeşil yâda yeşil olmayabilir. Yaprak üzerinde kahverengi bölgeler vardır veya yaprağın tamamı kuruyabilir. Yapraklar genellikle dökülürler.

Demir noksanlığı belirtileri Azot, Manganez, Çinko noksanlıklarının belirtilerine benzer semptomlar gösterir. Buna rağmen demir noksanlığı yeni oluşan yapraklarda gözükür halbuki azot noksanlığı yaşlı yapraklarda gözükür. Manganez noksanlığında ise yeşil kısım demir noksanlığında olduğu gibi sadece damar aralarında sınırlı olmakla kalmaz ve çam ağacına benzer bir görünüm oluşturur. Çinko noksanlığında ise semptomlar demir noksanlığına benzer fakat yapraklar normalden çok küçüktür.

Semptomların Demir noksanlığından mı, manganez yâda çinko noksanlığından mı kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamanın en kolay yöntemi uygun demir çözeltisinin yapraklara püskürtülmesidir. Eğer görülen sarılık kaybolur veya hafiflerse demir noksanlığı olduğu anlaşılır.

Meyve ağaçlarında demir noksanlığının bazı dallarda görülüp bazılarında görülmemesi sık rastlanan bir olaydır. Yaprak analizleriyle demir noksanlığının anlaşılması bazen kolay değildir. Bazen sarılık gösteren yaprağın demir içeriği yaprak analizlerinde daha yüksek bile çıkabilmektedir. Bunun nedeni demirin bütün formlarının bitkiye yarayışlı olmamasından kaynaklanmaktadır.

Demir Noksanlığının Giderilmesi yöntemleri:

Demir noksanlığından oluşan klorozun kontrolü kolay değildir ve pahalı olabilir. En iyi metot her şeyden önce yüksek pH ortamlarında düşük demir alımından daha az etkilenen çeşit ve türlerin seçilmesidir.

Sulama azaltılarak, drenaj sistemleri oluşturulmalı doymuş toprak şartlarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Bitkinin çevresinde sıkışıp sertleşmiş olan toprak yapısı iyice havalandırılmalıdır. Toprakta oksijen hareketini sınırladığı için malç kullanılan bahçelerde plastik örtülerin kullanılmasından kaçınılmalıdır.
Demir noksanlığının giderilmesinde birkaç metot uygulanmaktadır. 
Bu metotlar şunlardır:
1. Eşit miktarda karıştırılan Demir sülfat+ kükürdün toprak uygulaması.
2. Demir Şelatlarının toprak uygulaması
3. Demir Sülfat veya demir şelatları içeren yaprak sprey uygulamaları.
4. Ağaç gövdelerine ferric amonyum citrate veya demir sülfat enjeksiyonu.

Toprak uygulamaları kloroza karşı yavaş cevap verir fakat toprak şartlarına bağlı olarak 3-4 yıl etkisini sürdürebilir. Süs bitkilerinde tercih edilir.

Sarılık görülen bireysel ağaç uygulamalarında ve küçük mekanlarda sonbaharda yâda erken İlkbaharda toprak uygulamaları yapılabilir. Eşit miktarlarda karıştırılan demirsülfat ve kükürt uzun süren etkiler sağlayabilir ve pahalı değildir. Yüksek demir konsantrasyonu içeren bir demir kaynağı seçilmelidir. Ürünün etiketlerini okuduktan sonra karar verilmeli ve etiket üzerindeki açıklamalara göre uygulanmalıdır.

Büyük alanlarda bütün bir alana kükürt - demir sülfat uygulamaları yapmak pratik bir metot değil ve ayrıca arzuda edilmez. Bunun yerine klorozdan etkilenen ağaçların iz düşümüne (Ağaç tacının dış kenarlarına) 2,5-5 cm çapında birbirlerinden 45 – 60 cm aralıklarla 30-45 cm derinliğinde delikler açarak uygulama yapılmalıdır. Her deliğe 10 cm lik toprak yüzeyine demir Sülfat_ kükürt karışımı doldurulmalıdır. Büyük ağaçlar için üç dört, küçük ağaçlar için bir iki daire şeklinde uygulanabilir. Tablo 4 de ağacın büyüklüğüne göre ne kadar delik açılacağını ve ne kadar karışım konacağını tavsiye etmektedir.

Sıra halindeki Küçük çalı tipi ağaç ve ağaççıklarda aynı miktarda demir sülfat ve elementel kükürt karışımı kullanılalarak uygulama yapılabilir. Bunun için 10 cm derinliğinde bitkilerin gövdesinden 25-60 uzaklıkta şerit halinde toprak kazılır ve kazılan yere demir sülfat +kükürt karışımı dökülür ve kazılan yer toprakla kapatılır.

Toprak uygulamalarında belirli demir şelatları mükemmel sonuçlar vermektedir. Etkiler genellikle bir yıl sürer fakat şelatlar pahalıdır. Yüksek toprak pH şartlarında iyi sonuç veren tek şelat EDDHA molekülü ihtiva edendir. Diğer şelatlar pH 7,2 den daha yüksek ortamlarda etkisiz kalmaktadır.

Şelat Nedir?

Şelat (Chelate) yunanca pençe anlamına gelen Chele sözcüğünden gelmektedir. İlk defa 1930 yıllarda Almanya da sentezlenmiştir ve bir kimyasal madde olan ethylenediaminetetraacetic acid (EDTA) in pençeye benzeyen organik yapısını belirtmektedir. Bu pençe gibi yapısıyla EDTA stabil bir dairesel yapı oluşturmak için iki ve üçlü valent metallik iyonları bağlamaktadır. EDTA suda erir ve sadece metalik iyonları olan şelatlar suda çözünürler.

Şelatlar İlkbaharda büyüme başlangıcından önce kullanılmalıdır. Kuru şelatlar toprak yüzeyine püskürtüldükten sonra sulama yapılmalıdır veya suda eritildikten sonra ağacın gövdesinin çevresine verilmelidir. Ayrıca şelatlar ağacın iz düşümüne açılan deliklerden de verilebilir.

Yaprak spreyleri yıllık bitkilerde kloroz çok şiddetli ve çabucak sonuç alınabilecek durumlarda kullanılabilir. Maalesef etkileri kısa sürelidir ve maliyeti yüksektir.

Yaprak uygulamaları yaprak tam büyüklüğüne ulaştığı zaman yapılır. Yaprak uygulamaları geç öğleden sonra yâda akşam yapılmalıdır. Çünkü bu zamanda kuruma az olur ve yaprak yanmaları da en az düzeydedir. Yapraklara yapışması için bir miktarda yapıştırıcı madde katılabilir.

Yaprak uygulamalarında demir sülfat % 0,05 ve % 1 arasındaki konsantrasyonlarda püskürtülmesi faydalı olabilir. Dikkat edilecek husus tuz içerikli gübrelerin yapraklarda yanmalara neden olabileceğidir. Yani uygulama zamanı ve konsantrasyon iyi ayarlanmalıdır. Piyasada EDDHA ve EDTA ile şelatlanmış demir şelatları bulunmaktadır. Bunlar yapraktan ve topraktan başarı ile uygulanabilir. Toprağa uygulandıklarında pH’ sı yüksek bir topraksa Fe-EDDHA daha iyi sonuç vermektedir. Bazen her iki şelatla da şelatlanmış demirli gübreler olabilir. Bunlar hem düşük, hem de yüksek pH’ da etkili olabilirler. Toprağa uygulandıklarında meyve bahçelerinde ağaç büyüklüğüne göre ağaç başına 70-150 gr yetebilmektedir. Bununla beraber şiddetli noksanlık durumunda bu oran 500 gr’ a kadar çıkarılabilir. Bağlarda ise asma başına 10-50 gr yeterlidir.

Yaprak sprey uygulamaları çok hızlı cevap verir fakat geçici olduğu için birkaç defa verilmesi gerekebilir. Toprak ve gövde uygulamaları daha uzun süre etkilidir. Tarla bitkilerinde demir klorozu için yaprak spreyleri kullanılmalıdır fakat bazı dezavantajları vardır. Bir bölgede metotlardan birisi iyi sonuç verirken diğer metot toprak şartları ve bitkinin duyarlığı değiştiği için iyi sonuç vermeyebilir. Bölge şartlarına göre en iyi sonuç alınıncaya kadar değişik metotlar denenmelidir.

Ağaç gövdesine enjeksiyon veya implant olarak kullanılması doğru kimyasallar seçildiği zaman çok etkili sonuçlar vermektedir. Ve etkisi toprak şartlarına bağlı olarak birkaç yıl sürmektedir. Klorozu tedavi etmek için ağaç gövdelerine birkaç metot uygulanmaktadır. Bir uzman tarafından yapıldığı gibi bahçe sahibi tarafından da uygulanabilir.

Metotlardan biri kahverengi bir toz olan ferric amonyum citrate kullanımıdır. Bir santimetre çapında ve 1-2 cm derinliğinde toprağa yakın yerde ağaç gövdesine hafif aşağı doğru meyilli delikler açılır. Delikler birbirinden 10-15 cm aralıklarla olmalıdır. Tam doluncaya kadar ferik amonyum citrate tozundan doldurulur veya toz jelatin kapsüller içine konarak deliğin içine konulur. Deliğin üzeri aşı macunu, parafin veya küçük mandarlarla kapatılır. Eğer mantar kullanılmışsa bir ay sonra mantar çıkarılır ve ağacın yara iyileştirme işlemiyle çakışmaz.

Tahta çivi kullanmayınız çünkü ağacın öz suyunu emer ve deliği genişleterek ağaca zarar verebilir. Bu konuda kendisi yarayı kapatan çeşitli kartuşlar mevcuttur.

Diğer bir metot ise önceden hesaplanmış dozda ferric amonyum nitrate solüsyounu kullanmaktır. Bu 1 cm çapında ve 1-2 cm derinliğinde bir birinden 10-15 cm aralıklarla açılan deliklere uygulanır. Aynı miktarda ferric amonyum citrate ın sıvı formu rezervuar ve küvet sistemi denilen bir sistemle uygulanabilir. Bu durumda çap ve derinlik daha da küçülür ve ağaçta yara azalır.
Ağaç gövdesine uygulanan implant ve enjeksiyon uygulamalarında en iyi sonuç Mayıs ve Haziran ayında yapılarak alınır. Özel kullanımlar için ticari ürünün üzerindeki etiket okuduktan sonra uygulanmalıdır. İmplant ve enjeksiyon tedavileri iki yâda daha fazla yıl etkili olur. Bazı durumlarda be beş yıla kadar etkili olabilir. Buna rağmen en önemli dezavantajı açılan yaraların hastalık yapan organizmalar için giriş noktası oluşturmasıdır. Bundan dolayı ağaçta her yıl yara açmaktan kaçınmalıdır.

Eğer çok fazla demir verilmişse koyulaşmış yapraklar görülebilir. Bu durum kalıcı zararlara nadiren sebep olmaktadır. Siyahlaşmış yapraklar uygulamadan hemen sonra düşecektir ve yerine çıkan yapraklar genellikle koyu yeşil ve sağlıklıdırlar.
Demir şelat ihtiva eden asitli besin maddeleri verildiği zaman, suda eriyebilir form da tutulur ve sorunu düzeltebilir.

Demir Fazlalığı (Toksisitesi):

Her ne kadar sahada nadir görülsede, demir fazlalığı genellikle manganez noksanlığına benzer semptomlar gösterirler.

Makro Besin Maddeleri - Demir
?>